Recep Ali Aksoylu

Recep Ali Aksoylu


Hastanesi olmayan RTEÜ Tıp Fakültesi için hastaneyi nerede yapmalı?

19 Mayıs 2020 - 20:10

Dünyada ki gelişmelere bağlı olarak ülkemizde de sağlık sektöründe mesafeler kaydediliyor, geliştirilen tıbba dair teknolojiler büyük oranda hastanelerimizde de kullanılıyor. Süreçte bazı hastaneler fevkalade güzel ve doğru biçimde yenilenirken, hatta yenileri inşa edilirken kaderine terk edilenlerde oluyor. Dahası pandemi sürecinde hekim ve hemşirelerimizin olağanüstü performansı, hekimlerin özlük ve çalışma koşullarına olan memnuniyetsizlikleri, şiddete maruz kalmaları, hastanelere yığılma önlenirken sistem üzerinden randevu alabilmede yaşanan zorluklar, nitelikli sağlık hizmeti alabilmede eskisi gibi büyük kentlerde çare arama mecburiyeti kalksa da hekimlik eğitiminde vasfın düşmesi son dönemin gündemi oldu.

Ama son yıllarda hepsinin önüne geçen, özellikle maddi sonuçları itibariyle daha onlarca yıl da gündemimizden düşmeyecek bir de “Şehir Hastaneleri” gerçeğimiz var. Bu yazımda Rize’nin gündeminde olan hastane projesini etraflıca ele alacağım ama yazının fazla uzamaması için şehir hastanelerinin genel karakterine dair detaya girmeyeceğim. Torunlarımıza nasıl bir miras borç yükü bırakıldığını, hastaların hizmet alabilmede çektiği – çekeceği sıkıntıları, sistemin mucidi İngiltere’nin sağlık sektörünü nasıl çökerttiğini, iç işleyiş nedeniyle nitelikli hekimlerin zorunlu olmadıkça bu sistemde çalışmak istemediğini, yönetimsel açmazlarını, baş hekimlerin neden sık sık ayrıldığını, iddia edildiğinin aksine hastaneye ulaşım ve içerde hizmet alma açısından hiç de optimal olmadığını Google amcaya ya da başka bir yazıya bırakacağım.

Çünkü, ülke olarak pandemi ve pandeminin de tetiklediği ekonomik sıkıntılarla baş başa iken Milletvekili Sayın Hayati Yazıcı’nın gurbetçi çay müstahsilleri ile ilgili yaşanan ciddi bir sıkıntının hovini almak istercesine “Rize’de Şehir Hastanesini Gülbahar’da denize dolgu üzerinde yapacağız” fısıltısı ile neredeyse Çay’ı dahi unutup bu mevzu ile yatar kalkar olduk Rizeliler olarak.

SİYASİLER GÜLBAHAR, RİZELİLER PAKETLEME ARSASI, DÜZKÖY, SALARHA, GÜNDOĞDU DİYOR

Çok büyük oranda şehri tamamen bitirecek, şehrin mihengi noktasına 2,5 km mesafedeki tamamlanamayan yat limanında devasa bir hastane kompleksinin düşünülebilmesine meslek odaları dahil her siyasi görüşten yoğun eleştiriler geldi. Rize’de ki bu sıcak gündeme ben de kayıtsız kalamadım, yerel ve sosyal medyada yazdım. Her zaman ki gibi okumadan, incelemeden, bilgi sahibi olmadan “bizi yönetenler böyle istiyorsa doğrudur, tartışmaya da gerek yoktur” fikriyatındakilerin hamasi yorumları dışında yazan kesimden de birkaç kişi Hayati Yazıcı’nın fısıltısını destekledi. Ancak Tıp Fakültesinin ve EAH tesisinde emekleri olan eski Vekilimiz Sayın Ahmet Kabil’in çözemediğim dünkü beyanından sonra etraflıca bir yazı kaleme almayı arzu ettim.

Uzun, detaylı bir yazı olacak. Ama Evde Kaldığımız bugünlerde okuma zahmetine katlanacaklar eminim Rize’de sağlık yatırımları, yatak kapasiteleri, ihtiyaç duyulan konular ve yeni bir hastane için niçin ve nerede tesis edilmesi gerektiği, daha birkaç ay önce İl Başkanı Sayın Alim’in deniz dolgusu üzerinde olmayacak demesine rağmen fısıldanan yat limanının yerinin neden yanlış olduğu konusunda bilgi sahibi olacaklar.

YANLIŞ LOKASYONA KARŞI OLMAK, YATIRIMA KARŞI OLMAK DEĞİLDİR!

Geçen hafta konuya dair yazdığım makalelerden birinin başlığı, “Yanlış lokasyona karşı olmak, yatırıma karşı olmak değildir!” idi. Özellikle yine bunu vurgulayarak başlamak istedim, zira son zamanlarda bir yatırımın yanlış bir yerde yapılmasına ve modellenmesine eleştiri getirdiğinizde, eleştirinize gerekçeli yanıt verme yerine hamasetle “yatırıma karşı çıkıyorlar” yaygarasıyla karşılaşıyorsunuz. Onun için önce bir anlamalı, bilgi sahibi olmalı sonra fikrini beyan etmeli insan.

Gelelim Rize’de Sayın Milletvekili Yazıcı’nın yarattığı suni gündeme.

Bugünkü teknoloji ile mali kaynağın da varsa elbette deniz üzerine de, altına da, dağların tepesine de tesis yapmak mümkün. Örneğin Trabzon’da ki gibi kentin 7 km batı çıkışında, kentin siluetini bozmayan, kentli ile denizin arasını açmayan, kentin trafiğine de ek yük olmayan bir konumda yapımına başlanan hastane gibi…

Komşumuz Trabzon’da ilk adımı atılan Şehir Hastanesini Rize’de düşünülenle karşılaştırma bahtsızlığına düşenlerin esas bilmeleri gereken detay da, Trabzon’da üniversitenin hastaneye ihtiyacının olmadığıdır. Çünkü vardır. Oysa RTEÜ Tıp Fakültesinin kendisine ait hastanesi yoktur, idari ve eğitim binaları eksiktir. Rize’de ki konu, fakülte ile entegre hastanenin tesis edilmesidir. Bu detay gözden kaçırılarak salt 800 yataklı bir hastane yatırımına odaklandırılması da manidardır.

ÖNCELİKLE YATIRIM İHTİYACINI, BOYUTUNU, OPTİMAL LOKASYONU BELİRLEMELİ

Kamunun sınırlı kaynaklarını kullanarak bir tesis yapacaksanız; Önce bu yatırımın gereklilik ve önceliğini, hizmet alanlarını, önceliklerini velhasıl kapasitesini belirlemelisiniz. Elbette maliyet ve işletme projeksiyonlarını da dikkate alarak.

Sonrasında da uzun yılları düşünerek şehrin, ilin, hatta bölgenin gelişimine ve gelişiminin ne yöne doğru olmasını da belirleyip (yönlendirmek) yatırımı orada gerçekleştirmelisiniz. En basiti kentin dar bir alanda tıkanmışlığını, genişlemeye zaruretini dikkate alacak, işler vaziyette ki takribi her biri 2-3 km mesafede konuşlu 2 önemli kamu hastanesini da büsbütün atıl duruma düşürmemek için yeni hastane için daha optimal mahal seçeceksiniz.

Bunun için de misyonunuzla beraber, vizyonunuz da olması gerekiyor.

Rize’nin gündemi görünen o ki şimdilik sadece hastanenin yer seçiminde kilitlenmiş. Örneğin, “Şehir Hastanesi şehir merkezinde olur” diyenler var. Değiştirmemekte ısrar ettikleri camları oksitlenmiş gözlükleriyle öyle görmek isteyebilirler ama öyle değil.

Evet, kavram olarak Şehir, kentin merkezidir. Valiliğinde bulunduğu il’ in merkez ilçesidir.

Ama Şehir Hastaneleri ibaresinden kastedilen bu değildir. Sağlık turizmini de hedefleyen Şehir Hastaneleri bölge hastanesi karakterindedir. Çevre ilçe hatta illere de hizmet vermeleri öngörüldüğünden hacim olarak da büyük tutulmakta, nüfusun ağırlığının olduğu kent merkezine yakın tesis edilmektedirler. Anadolu’da halen yapılmış hastanelerin şehir merkezine uzaklıkları 7 ile 39 km arasında değmekte olup ortalaması 16 km den fazladır.

Rize’de vilayete 2 km mesafede, hem de şehre girişi, trafiği kilitleyecek noktada denize dolgu yaparak hastane talep etmek, düşünmek Mimar ve Mühendis Odaları Başkanlarının da ifade ettiği gibi bir çok açıdan rasyonel değildir. Üstelik 1.5 km mesafede açılacak ŞİMAL AVM’nın şehirleşeme ve trafik açısından yaratacağı kaos konusunda tüm kent endişeliyken şehir merkezinin adeta hoholis olmasına davetiye çıkarılması da düşündürücüdür.

Medyada gündem olan, speküle edilen konuları bir an geriye bırakıp konunun özünü oluşturan, mihengi olan RTEÜ Tıp Fakültesi ve EA Hastanesini tanıyalım.

RTEÜ TIP FAKÜLTESİ;

* 2006’da kuruldu (Resmi Gazetede yayınlandı)

* 2008- 2009’da eğitim - öğretim yılında KTÜ’de eğitime başladı.

* 15.01.2005 tarihinde başlanan Yardımcı Ailesinin hayrı olan Dekanlık ve Eğitim-Öğretim binaları, 05.03.2009 tarihinde dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı.

8 dönüm arazide 15.200 m2 kapalı alana sahip. İç mimarisin işlevsel olmadığı, 80’er kişilik olan 3 amfisinin yetersiz kaldığı belirtiliyor. Zira, sadece Tıp Fakültesinde ki öğrenci sayısı 650’nin üzerinde. Ergonom olmaması bir yana mekan yetersizliğinden öğretim üyeleri haricindeki klinisyen hocaların odalarının hastanede olması da sıkıntı yaratıyor.

RTEÜ Tıp Fakültesi, 26.04.2011’de “Rize EAH” ile afiliye (afiliasyon, Sağlık Bakanlığına ait sağlık tesislerinin üniversitelerin ilgili birimlerinin birlikte kullanımı, işbirliği protokolü kısaca) olarak eğitime ve öğretime Rize’de başlandı. Hastanesinin ismi, T.C. Sağlık Bakanlığı RTEÜ Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak değiştirdi ve ortak kullanılmaya başlandı.

EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ (EAH)

O yıllarda azami 260 yataklı hastaneler programlanabildiğinden idare Rize’nin 400 bin nüfus için 400 yatak argümanlı hastane talebini dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın etkisiyle onaylamak durumunda kaldı. Mesut Bey ayrıldığında inşaat yarılanmıştı, ardından Sayın Erdoğan’ın döneminde hastane tamamlandı ve 2005’de 300 yataklı 2.Basamak Devlet Hastanesi olarak açıldı. Oysa 400 yataklı olarak planlanmıştı. 2008’de EAH, 2011’de de protokolle RTEÜ EAH olarak adı değiştirdi.

60.000 m2 kapalı alanı, 70 poliklinik odası ve 400 hasta yatağı, 9 ameliyathanesi, yoğun bakım üniteleri, Hemodiyaliz merkezi, Anjiyografi ve görüntüleme merkezleri ile yeterli ve modern bir eğitim hastanesi alt yapısına sahip olan hastanemizde sağlık hizmetleri çağın öngördüğü standartlara uygun olarak verilmektedir.

RTEÜ Tıp Fakültesi internet sayfasında yukardaki bilgiler verilirken bir başka yayında 78 bin metrekare arazi üzerinde 12 bin metrekare inşaat oturma alanı ile toplamda 65 bin metrekare kapalı alan deniyor. Yatak sayısının da 500’ü aştığını biliyoruz.

Diyalogda olduğum hekim veya yönetici konumunda olan mensupların tamamından işittiklerim, hastanenin cihaz vb açıdan yeterli donanıma sahip olsa da fiziki olarak eğitim - öğretime yeterli ve uygun olmadığı yönünde. En basiti, odalar ve ortam hekim – hasta ilişkisi açından polikliniğe uygun değil, eğitim salonları, asistan- pratik odaları az ve uyumsuz.

Hastane mevcut odalara ilave veya ek odalarla zaman içinde 500 yatak kapasitesine çıktı ama bazı branşlarda sıkıntı var. Örneğin kadın doğum, ortopedi. Çocuk Kliniği ise şehir merkezindeki Devlet Hastanesinde! Hasta açısından belki tolere edilebilir ama Tıp Fakültesi öğrencisi ve hocası açısından düşünmek bile insanı yorar.

ARAŞTIRMA HASTANESİNİN AMACI DIŞINDA KULLANILMASI RİZE’DE KAPASİTE EKSİKLİĞİ ALGISI YARATIYOR.

İlçelerdeki hastanelerde özellikle personel yetersizliği nedeniyle 2.basamak hizmet verilemeyince, üstüne il dışından da hastalar doğrudan üniversite- eğitim hastanesi konumundaki RTEÜ EAH ne geliyor.

Rize’nin de, EAH’de sıkıntısı burada.

Sağlık ocağında, Aile Hekimliği uhdesinde çözümlenebilecek bir çok ilk aşama hastalık veya ilaç yazdırmak için EAH’ne olan talep, hastanenin kapasitesinin yetmediği, hatta Rize’de hastane ve yatak eksikliği olduğu algısını oluşturuyor. Daha acısı hocalarda hasta bakmaktan eğitim-öğretime, bilimsel araştırmaya gereken zamanı ayıramadığından statüsü 3. Basamak Eğitim Hastanesi olan RTEÜ EAH, sağlıkçıların gözünde fiiliyatta 2. Basamak Devlet Hastanesi statüsünde değer görüyor.

İLÇELERDE DURUM;

Hemen her ilçede Toplum Sağlığı Merkezleri, çoğu ilçelerde de Devlet Hastaneleri var. 3 büyük ve misyonu olan hastaneyi dışarda tutarsak ilçelerde kamuya ait;

• İshakoğlu Çayeli Devlet Hastanesi. 1953 yılında 2 katlı 25 yataklı

• Fındıklı Bölge Guatr Araştırma ve Tedavi Merkezi. 1962 yılında Sağlık Merkezi olarak 2 katlı yapılan bina 1986 yılında Devlet Hastanesi. 1988 bugünkü statüsüne geçmiştir.

• Güneysu Tenzile Erdoğan İlçe Hastanesi.

• İkizdere Hakkı Emine Ekşi İlçe Entegre Hastanesi

• İyidere İlçe Devlet Hastanesi

• Kalkandere Şaban Cengiz İlçe Devlet Hastanesi

• Çamlıhemşin İlçe Devlet Hastanesi

• Güneysu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ve Yüksekokulu var.

İlçe kaymakamlıkları sitelerinden bir kez daha teyit ettiğim bu hastaneler kadro yetersizliği ve rehabilite edilmediklerinden maalesef işlevlerini tam olarak yerine getirmekten uzaklar. İşlerlik kazandırılmaları halinde RTEÜ EAH’nin misyonuna uygun hizmet vermesine katkı sağlamaları bir yana ilçe sakinleri de basit, ilk aşama hastalıklar için masraf ve zaman kaybı yaşamamış olurlardı.

3 BÜYÜK HASTANENİN KAPASİTE KULLANIMI

İlçelerdeki bu hastaneleri bir an kenara bırakıp RTEÜ EAH, Rize Devlet ve Kaçkar Bölge Hastanelerinin son yıllardaki ortalama Yatak Kapasite Kullanım Oranlarına bakalım.

RTEÜ EAH. 516 yatak, % 83 kapasite kullanımı

Rize Devlet Hastanesi, 293 yatak, % 59 kapasite kullanımı (farklı bir raporda 358 yatak yazıyor)

Kaçkar (Ardeşen) Bölge Hastanesi 150 yatak, % 32 kapasite kullanımı

Sanırım Kaçkar Bölge Hastanesinden kısaca bahsetmek gerekiyor.

Pazar ve Ardeşen Devlet Hastaneleri kapatılarak yerine daha kaliteli sağlık hizmet sunmak amacıyla Bölge Hastanesi olarak kurgulanmış Kaçkar Devlet Hastanesi, gereken ek yatırım, istihdam ve teçhizat sağlanması halinde komşu ilçeler, Batum ve Artvin’den gelen hastaların önemli bir kısmını alabilir. Bu da RTEÜ Araştırmayı her yönüyle rahatlatabilirdi.

Neticede 3 büyük hastanede 85 kadarı yoğun bakım olmak üzere toplam 1047 yatak var. Ortalama kapasite kullanımı % 65 -70 seviyesinde. Bu hastaların doğru birimlerden hizmet almaya yönlendirilmeleri halinde toplamda ciddi oranda atıl kapasite var anlamına geliyor.

GÜNDE 10 BİN HASTAYA DOĞRU;

Üçünde günlük toplam poliklinik sayısı 7.600, acil 1.400 civarında. Yanı günde 9 bin hasta alınmakta. Bu da yılda 2,5 milyonun aşıldığını gösteriyor. Önceki başhekimimiz Hasan Türüt Bey’in bir demecinde de ki “2019’da RTEÜ EAH de 1,2 milyon hastaya baktık” ifadesi de rakamları doğruluyor zaten.

Üzerinde durulması gereken konu, hastanın doğru hastaneye yönlendirilmesi halinde İslampaşa ‘da ki Üniversite veya Araştırma Hastanesi statüsünde ki bu hastaneye 1,2 milyonun aslında ne kadarının gelmesinin gerektiğidir.

Basit bir hatırlatma yapmak isterim. RTEÜ EAH yokken ileri hastalıklarda KTÜ veya Ankara, İstanbul’a gidilirdi. Mesafe kat edilerek. Harcama yapılarak. Şimdi KTÜ (istisnalar var)’ ye gidilmediği gibi 2.kademe hastanede görülebilecek tedaviler içinde RTEÜ EAH’ne gidiliyor. Normalini yapsak hekim, hemşire açığını bir yana bırakırsak hastane – yatak yetersizlikten söz edilemez.

HEKİM, HEMŞİRE EKSİKLİĞİ HAD SAFHADA;

Hekim ve hemşire kadrolarının yetersizliği konusunda sosyal nedenler öne çıkıyor ama mesleki açıdan da nedenleri var gibi. Daha detay çalışmak lazım, birincisi idari yapıda Trabzon üzerinden atamalar gerçekleştiriliyormuş, ikincisi kuruluş sürecinde benzerlerine göre üniversitemize 200’e yakın kadro eksik verilmişmiş.

Hemşire yetersizliğinin eksikliği kliniklerde çok net hissedilebiliyor. Aksayan hizmetler var. 100’den fazla hemşireye, 50’den fazla öğretim üyesine, 50 den fazla asistana gereksinim olduğunu Rize’deki hekim dostlarım ifade ediyor.

Fotoğrafa geniş baktığımıza mevcut kapasitenin doğru kullanılması halinde en az 10 yıl daha yeterli olacak gibi. Ancak RTEÜ Tıp Fakültesinin sağlıklı eğitim verilebilmesi ve gerçek anlamda 3.Basamak Hastanesi işlevini görebilmesi için 800 yataklı yeni, doğru planlanmış bir hastaneye ihtiyaç vardır.

Tıp Fakültesi yerinden kalkamayacağı, yanındaki Çay Paketleme Fabrikasının arazisi de bu amaçla satın alındığı için aynı lokasyonda hastanenin yatırım programına alınıp ivedi tamamlanması maliyet, süre, işlevsellik açısından uygun olanıdır.

PARASI ÖDENMİŞ BOŞ DURUMDAKİ ARSA, 800 YATAKLI HASTANE İÇİN YETERLİ Mİ?

Salt Tıp Fakültesi Morfolojisi ve EAH olarak planlanacak, eğitim ve hastane işlevi için değerlendirilecekse bitişik arsa yeterli. Farklı mühendis dostlarım sosyal medya hesaplarında olabilirliği basit hesaplarla farklı farklı tekniklerle belirleyip paylaştılar. Bir tanesini paylaşayım.

Yatak başına 170 metrekareden 800 yatak için 136.000 metrekare kapalı alan gerekiyor. 10 katta toplam 14 bin metrekare zeminde yatak çözümlenebiliyor. Baz metrekareler iki kişilik odada tek yatak düşünülerek alındığından olası bir pandemi sürecinde 800 yatak üzerine de çıkmak mümkün.

Her hasta için 3 araçtan (!) araç başına 35 m2 den 84.000 metrekare otopark vs alanlara ihtiyaç duyulurmuş. 6 kat olarak düşünsek bu alanlara da 12 bin metre kare yetiyor. Toplamda ki ihtiyaç. 26 bin metrekare. Kalan 20 bin m2 de diğer alanlara hayda hayda yeter.

Konum itibariyle 3 kat zeminin altına da inilebileceğini de ekledikten sonra iki detayı da eklemeliyim. Yeni hastane yapılacak alanın sırtı dağ olduğu için o lokasyonda 10 kat uygulaması sıkıntı yaratmaz. Ayrıca Araştırma Hastanesinin hemen arkasında, yamaçta 13 bin m2 henüz işlenmemiş bir alanın varlığını da hastanenin yapımında çok emeği olan Sayın Tahsin Sancak yazdı.

Konuya vakıf olmayanlar için de ekleyeyim; çözüm Tıp Fakültesi dekanlığı etrafında sağlandığında halen kullanılan hastane binası da yeniden düzenlenerek bir çok üniteyi barındırabilecek. Amatem, Konaklama, Yaşlı Bakım, Palyetif Bakım, Rehabilitasyon vb. Onkoloji Kliniği de tam bir hastane statüsüne dönüştürülebilecek. Dahası dekanlığın hemen karşısında denize paralel alanda da Sağlık Turizmi ve Kongre Merkezi de yapılabilecek potansiyel alan da var.

Toplamda 80 bin metrekare zeminden bahsediyoruz. Tıp Fakültesi ve entegre Hastanesi için yeterli bir metraj.

PEKİ BU 200 BİN METREKARELER NEYİN NESİ?

Yatay mimari tercih edilir, hastane dediğiniz kompleksi de, içerisinde ticaret ve kültür, sosyalleşme alanları olan bir yaşam merkezi statüsünde kafanızda kurgularsanız elbette asgari 200 bin m2 gerekir.

Ama bize elzem olan Tıp Fakültesinin nitelikli eğitim verebileceği bir bina ve hastane ise daha önce Çaykur’dan bu amaçla satın alınmış alan yeterlidir. Ayrıca bu alanın değerlendirilmesi zorunluluktur; çünkü işin doğası gereği hocalarla, öğrenciler mevcut yerde, hastalar başka (yeni hastanede) yerde olmaz!

Kompleks içerisinde yer alamayacak perakende ve yaşam mağazalarına, ticari birimlere gelince. Bırakalım o işletmeleri de müteahhit firma yerine mahalle komşularımız, Rizeli hemşerilerimiz yakın çevrede açsınlar, onlar kazansınlar.

BİR HASTANEYİ SIĞDIRAMADIKLARI ALANA BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ BUNCA BİNA NASIL YERLEŞECEK?

Bu işte bir tuhaflık var gibi.

Gazeteci İsmet Kösoğlu hafta içinde ismini açıklamadığı bir yetkilinin kendisine dekanlığın yanında Tıp Fakültesi Birimleri için satın alınmış alanda farklı birimleri yerleştirmeyi planladıklarını yazmışmış.

Tıp Fakültesinde eğitimin kalitesinin düşmesini de göze alarak paketlemeden satın alınan alanı yetersiz görenler bu alana birbirinden bağımsız birimleri yerleştirebiliyorlar!

Eczacılık, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Kampüsü için Kongre ve Kültür Merkez ve Açık Spor Alanları hem buraya sığarmış hem de Tıp eğitimi için (!) daha elzemlermiş!

Bu birimlerde gereklidir, binaları olmalıdır ama o arsa yani eski paketleme arsası Rize'nin sağlık eğitimiyle entegre olabilecek tek Eğitim Araştırma Hastanesi yeridir. Bu amaçla da kamulaştırılmıştır. Diğerlerinin farklı yerlerde konuşlanmalarının bir mahsuru yoktur ama Tıp eğitimi ve paralelinde hastane için bir arada konuşlanmaları doğru olandır. Doğrunun dışında ki adımlarda açıkçası düşündürücüdür!

Ben de biraz abartayım. Zamanında Tıp Fakültesi Sayın Erdoğan faktörü ile Türkiye’de ilk kez olan afiliasyon uygulamasıyla ortak kullanımlı da olsa bir hastaneye sahip oldu. Yarın başka anlayışta bir yönetici gelip bu protokolü iptal ederse RTEÜ Tıp Fakültesi de hastanesiz kalmış olur.

ÖNCE SAĞLIKLI TEŞHİSİ KOYMALI

Mevcut durumun fotoğrafını verdikten sonra medyada dillendirilen konuları da dikkate alarak mevzuya biraz daha girelim…

1. Rize’ye yeterince kamudan yatırım alınmadığında her kes hemfikirken, kimse Rize’ye yatırım olmasın düşüncesinde olamaz. Ama ihtiyaç olan konuda ve doğru yerde yatırım desteklenir. Raylı sistem ulaşım, kent içi ve yaylalarda turizm yatırımları, yeni çay fabrikaları, istihdam sağlayıcı yatırımlar, otogar, lojistiğin başlaması, kültürel değerlerin korunması projeleri hepimizin arzusudur.

2. Rize’de mevcut kamu hastanelerinin toplamda fiziki kapasiteleri yeterli iken yeni ve büyük ölçekli bir hastane talep etmek zaten kıt olan kaynakların akılcı kullanılmaması demektir.

3. Kentte kapasite konusunda yoğun olan tek hastane, misyonunun dışında işlev gördüğünden RTEÜ EAH’dir. Nedenlerini net biliyoruz, üzerinde duracağız.

4. Tüm hastanelerde kadro, özellikle vasıflı hekimi tutamama sorunu, yetersizliği vardır. Tamamlanması gereken konu hekimleri, hemşireleri Rize’ye alabilmek ve tutabilmektir.

5. RTEÜ EAH zamanında yanlış projelendirildiğinden amaca uygun hizmet vermede yetersizdir. Rize’nin sağlık alanında fiziki eksikliği, Tıp Fakültesinde eğitim kalitesini de yükseltecek tarzda yeni bir EAH’nin tesisi ve mevcut binaların rehabilitesidir. Bu amaçla Tıp Fakültesi ile Araştırma Hastanesinin verimliğini artırmak için yakın geçmişte bitişikte ki Çay Paketleme Fabrikasının yeri satın alınmıştır.

6. Deniz üzerinde havalimanı yapabiliyor, denizin altından araç geçirebiliyorsak elbette deniz üzerinde hastane kompleksi yapabilmek bugünkü teknoloji ile mümkündür. Ancak insan faktörünün sağlığı ve yaşam kalitesinin tesisi, korunması önemliyse kent merkezinde yatırımları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

2 KM AÇIKTA ÇAY ADASI YAPALIM

Teknoloji ve ekonomik anlamda merhum Ekrem Orhon Reis’in yıllarında ki çaresizlikte değiliz. Doğru projelendirilirse kıyıdan 2 km açıkta “çay adası” bile planlayabiliriz. Burada dikkat edilecek detay, düşündüğünüz yatırımın içinde bulunduğu coğrafyanın bütünlüğünü, ahengini bozmayacak, farklı marazaların doğmasına neden olmayacak olmasıdır.

Şehir Hastanesi modeli, salt hastane, sağlık tesisi değildir. Müteahhit firma tarafından işletilenağırlığı sağlık olan entegre bir tesistir. İçerisinde gıdadan kozmetiğe, yeme içme mekanlarından kişisel bakıma, tekstile kadar her türlü mağaza ve iş yeri vardır. Rize’de tesis, müteahhit firmaya verilmeden planlanıyor olsa da görüyorum ki Rizeli esnaf henüz bu detayı fark edebilmiş değildir. Ticaret kompleks içerisinde sınırlı olacaktır.

GÜLBAHAR’DA DOLGUDA HASTANE KOMPLEKSİ NEDEN DOĞRU DEĞİLDİR?

Her tesis, her lokasyona uygun düşmeyebilir. Her iş kolunun kendi özelliklerine uygun yer seçimi kriterleri vardır ve bu esaslar dahilinde hareket edilmelidir. Rize özelinden devam edersek en başa ihtiyacımız olan Tıp Fakültesi Hastanesi için 2 km uzaklıkta ki lokasyonun nitelikli eğitim – hasta – hastane- hekim bütünlüğünü sağlayamayacak olmasını yazalım.

1. Rize merkezde birisi çok yeni, aralarında ki mesafe 5 km kadar olan toplam 900 yataklı iki hastane var. Hiçbir akılcı yaklaşım, yatırımcı bu mesafe aralığında diğer ikisini de bertaraf edecek üçüncü bir hastaneyi programına almaz.

2. Rize şehir merkezi, deniz dolgularıyla kazanılan alanlara rağmen çok sıkışıktır. Bu havuza yük olacak yeni büyük bir tesisi bindirmek yerine bu alandaki kamuya ait tüm binaları, Çaykur Genel Müdürlüğü dahil merkez dışına çıkarmak gerekmektedir. Bu sayede zorunlu dönüşümde kat düşürmeleri nedeniyle mağdur olacak mülk – konut sahiplerine de bir anlamda arsa yaratılmış olacaktır.

3. Rize şehir merkezi 80 sonrası Belediye Başkanlarının izah edilemez şekilde verdikleri ruhsatlarla keşmekeş haldedir. En son eski stadın yerine yapılan AVM’nin sonbaharda açıldığında kentin kördüğüm olacağı herkesin dilindeyken Fener’den İslampaşa ’ya sahilde, denize dolgu üzerinde büyük ölçekli bir kompleks, şehrin telafi edilemez hatası olur. Bugün yaşanan kent merkezinin yeniden dönüşümünden daha vahim sonuçlar doğurabilecektir.

4. Bir an şehrin göbeğinde deniz dolgusu üzerinde 800 yataklı dev bir hastane ve yaşam merkezi inşa edilme bahtsızlığı, yıllarca sürecek inşaat süreci ile o çok şikayet edilen ŞİMAL AVM’nın yarattığı tahribatla ölçülemeyecek boyutta olur.

5. İçerde araçlar için yeterli miktarda otopark alanı tahsis edilebilir. Ancak o araçlar otoparklarına deniz yoluyla değil halen yetmeyen, kördüğüm olan mevcut ana ve yan arterleri kullanarak ulaşmaya çalışacaktır. Tahayyül edebilirsiniz.

6. Kompleks 3-5 katlı ve büyük bir alanı kaplayacağından Rize Koyu’nun tüm ahengini, güzelliğini, ilerde olabilecek turizme ve denize dönük tüm projelerin rafa kalkmasına neden olacaktır.

7. Hastane kompleksi bir çok açıdan farklılıklar arz eder. İçerde ayakta veya yatılı tedavi edilen hastaların çevresel koşullardan etkilenmesi dikkate alınmalıdır. En basitinden rutubet, iyot, deniz ve rüzgar faktörleri vardır. Ayrıca kompleksinde dışarıya oluşturacağı çevresel etkiler olacaktır. Nasıl, hangi bütçeyle filtreleyeceksiniz ki içerdekileri de, dışardakileri de koku dahil koruyabileceksiniz. O alanda ki deşarj noktasını, iklimi, rüzgârı, akıntıyı, dalgayı Ankara’da ki bürokrat bilmez ama biz biliriz.

8. İslampaşa ’da kayıkhanenin hemen yanında denize sıfır Kapalı Yüzme Havuzu Tesisi bile yerleşimi itibariyle çevreyi rahatsız ederken o hat üzerinde dev bir kompleksin inşa edilmesi sahil bandında olan mahallelilerin, denizle barışıklıkların bir anlamda cezalandırılmasıdır. Bu yönüyle mahalle muhtarlarına da büyük sorumluluklar düşmektedir.

9. Yarım asır önce zorunluluktan, çaresizlikten (o yıllarda evimiz İslampaşa ’da Hopa Şosesi ile kumsalın arasında idi ve deniz kabardığında dalga alt kattaki mutfağımıza gelirdi) karayolu yapmak için deniz dolduruldu, sahilimiz gitti, o güzelim kumsala karayolu yapıldı.

Zamanla Karadeniz tekrar kumsalını yapmaya başladı. Yeniden denizle buluşmaya başlamışken düşünülen projenin karakterinden ötürü, hemşerilerim sahiline bir daha kavuşamamak durumuyla karşı karşıyadır.

Çocukluğumun kumsalı olamayacak biliyorum ama yine de denize girilebilecek, en azından ayakların denize sokulmasının mümkün olacağı, taş sektirilebileceğimiz konuma doğru gelirken bu güzelliğin yaşanmaması için karar alabilecek idarecilerimizin olması çok üzücü.

Oysa beklentimiz belediyemizin bu alandaki kanalizasyon sorununu çözmesi, kum sallaşmanın daha hızlı ve doğru oluşması için Of sahilindeki T mendirekleri tesis etmesidir.

10. Paramız çok, kenti ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirmek yerine popülist bir yaklaşımla hesabı kitabı, gerekliliğinin olduğu yeri de dikkate almadan illa da Rize’de Şehir Hastanesi yapacağız derse büyüklerimiz, yer seçimini Rizeliyi denizden daha da mahrum etmeden genişlemenin olacağı Gündoğdu’ya doğru belirlemelidirler.

Rize’de adı EAH olan çok amaçlı (!) hastane yokken her başımız ağrıdığında değil, uzaman hekim sevk ettiğinde Trabzon’a gittiğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Merkezde kadrolaşması tamamlandığında merkezin yükünü rahatlıkla kaldıracak Devlet Hastanesi vardır. Daha kapsamlı teşekküllü bir hastaneye gereksinim duyulduğunda 12 km ya da 20 km’lik başka bir mesafede inşa edilecek 3.kademe hastaneye ulaşabilmeyi sorun etmeyiz herhalde.

YATIRIM KARARI PARAMETRELERİ

Kamuya fısıldanan lokasyonun özelliklerinden hareketle neden uygun olamayacağına dair bir çırpıda aklıma gelenleri sıraladım, bir yatırım kararında önemli olan bazı parametrelere de dikkat çekmek isterim.

1. İhtiyacın Belirlenmesi, Ortaya Konması. Hizmet, sorumluluk alanındaki tüm mevcutların envanter ve analizi, mevcutların ne kadar geliştirilebileceği konuları çalışılmalı.

2. Yatırımın Hacmi, Kapasitesi. Gereklilik belirlenmişse nüfus ve göç popülasyonu dahil tüm demografik ve ekonomik gelişim haritasına uygun olarak asgari 50-60 yıllık bir süreci projeksiyonlayarak yatırımın nitelik ve hacmi belirlenmiş olmalı. Ekonomik gelişimin içinde komşu ülke, sağlık, kış turizmi vb detaylarda çalışılmalı.

3. Optimal Lokasyonun Belirlenmesi. Yatırımın karakterine uygun ve hizmet verilecek hedef kitlenin olabildiğince kolay ulaşılabilirliği önemli. Örneğin havalimanının yer seçiminde gerekli düz alanımız olmaması, denizin dip özelikleri çok önem arz etmişti. Yine de çok yanılma payı olmuş, hafriyatın çok arttığı beyan edilmişti.

Franchising’de yer seçiminde kanibalizasyon diyoruz; hizmete alınacak yeni bir yer oradaki mevcutların önünü kesmemeli, müşterisini – hastasını almamalı, dahası kapanmasına neden olmamalıdır. Üstelik gündemimiz hastane yatırımı, düşünün mevcut 2 hastaneyi iptal edip tek ve büyük bir hastaneye bağımlı kaldığımızda, sadece salgın değil, arıza, afet vb konularda olası bir olumsuzluk halinde kentin alternatifi bile kalmıyor.

Bu tarz büyük ölçekli yatırımları yaparken karar vericilerin dikkat edeceği önemli konulardan biri de tercih edilecek lokasyonun zamanla gelişip kendi merkezini oluşturacağıdır. Kentlerin dar bir alanda sıkışması yerine önceden planlı olarak genişlemesinin, büyümesinin adımlarını atmak mümkündür.

4. Finansman İhtiyacının Belirlenmesi ve Temini. Kamu adına zorunlu bir yatırım olacağından gerçekçi kar analizleri yapılmasa da kıt kaynaklarla proje ve yapımının külfeti, kaynağın sağlanabilirliği önemlidir. Bu noktada yatırımı önceliklerinden başlayarak birkaç aşamalı gerçekleştirmekte mümkün olabilir.

5. İşletme Projeksiyonlarının Hazırlanması. Tesis, ekipman, iş akış şemaları yanı maddi koşullar sağlanınca insan kaynağının da sağlanabileceği yanılgısına çoğu kez düşeriz. En basiti ilimiz Rize’de yıldızlı otel de, endüstriyel üretici de kalifiye istihdamı bile yerelden temin edemezken çok kritik olan hekim ve hemşirenin istihdamı, istihdamı tutabilme, motive edebilme programlarının da geliştirilmesi gerekiyor.

Burada en büyük risk, Ankara, Bursa ve hatta İstanbul’da gördüğümüz kadroların mevcut işleyen hastanelerden yeni açılan dev hastanelere zorunlu (!) transfer edilmeleri. Belli yetkinliğe ulaşmış hekimler Şehir Hastanesi modelinde motivasyonları açısından çalışma eğiliminde değiller, atıl insan kaynağımız olmadığından yeni hastanelerin hekim hizmeti verebilmesi için mevcutlardan devşirme yapılması eski oturmuş hastanelerin hizmet üretememesi noktasına kadar varabilmektedir.

Başka maddelerde eklemek mümkün ama yatırım ve boyutunu belirlemede siyasetinde kriterlere bağlı olmaksızın etkili olduğunu özellikle vurgulayarak yine de hastaneler konusunda kıstas olacak iki veriyi ekleyerek sona geleyim.

ALİ BAYRAMOĞLU, “YATIRIMLARDA İSTİŞARE OLMAZ”

Eski Milletvekili Ali Bayramoğlu’nun gazeteci Muhammet Kaçar’a hafta sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yorumu dikkate alsam, benim de aslında kalem kıpırdatmamam gerekir ama tam aksini, aydınlatma sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum.

Bayramoğlu yorumunda diyor ki, “Bölgede yapılan yatırımlarda istişare olmaz, birileri beyefendinin aklına girer ve sonunda etkili olur. AVM’nin mevcut serbest bölge alanına yapılması konusunda çok uğraştım ama yine şehrin içine gidip sokuldu. Ne şehre faydası olacak, ne de esnafa. Dolgu işine gelince onda daha çok ekmek ve pasta var kardeşim:)”

Sayın Cumhurbaşkanımıza bir çok konunun sağlıklı aktarılmadığı Rize’de en çok konuşulan konuların başında geliyor. Bunu kırabilmenin yolu daha çok yazmak, iletişim kapılarını zorlamaktan geçiyor. Rize için.

ÇOK ÇOK BÜYÜK HASTANELER, BİNLİ YATAK KAPASİTELERİ RASYONEL Mİ?

Dünyada semt hastaneleri modellerinin gelişmeye başladığı bir dönemde Türkiye'nin tüm finansal riskleri de üstlenmiş olarak tam tersi bir uygulamayı sürdürmesini başından beri mantıklı bulmuyorum. Kişisel gözlemlerim, işletmecilik deneyimim, açılan bu model hastanelerden hizmet almada yaşanan sıkıntıların medyaya yansımasından, performans uygulamaları, hekimin bildik formasyonu dışında bu kurumlarda değerlendirilmesi, velhasıl hastane yöneticisi ve hekim dostlarımdan edindiğim bilgi, intiba şehirlerin biraz dışında konuşlu bu hastanelerin, hastanın hizmete ulaşması, alması, tekrarı ve sağlık mensupları açısından randımanlı olmadığı yönündedir.

Keza Dünya Sağlık Örgütü de, farklı doktorlar ve uzmanlarca yapılan araştırmaların yer aldığı yayınlarında, 200-400 ve 400-600 yataklı hastanelerin, bulunduğu ülkeye ve koşullara göre ekonomik anlamda en verimli hastaneler olabileceğini belirtiyor.

Ayrıca Korona virüs süreci birinci kademe koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini bize gösterdi. Hastaneye gelmeden COVID 19’a bulaşmışları yerinde çözümlediler. Sadece reçete yazılan yer yada hekim olmadıklarını bu süreçte gördük. Sağlıkta tüketmek yerine maliyeti kamu adına çok daha düşük olan ve üretmek eş değerli koruyucu sağlık hizmetlerine yatırımı daha çok önemsemeli, öne çıkarmalıyız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum